03-02-2026, 06:05 AM
Geçen yıl çalıştığım atölyede yaşadığım bir olay, kalibrasyon periyotlarına bakış açımı tamamen değiştirdi. Üretimde aktif olarak kullandığımız bir mikrometre vardı ve biz tüm ölçü aletlerini alışkanlık gereği yılda bir kalibrasyona gönderiyorduk. Açıkçası ben de bunun yeterli olduğunu düşünüyordum. “Nasıl olsa her yıl kalibre yaptırıyoruz” diyerek konuyu çok sorgulamıyordum.
Bir gün planlı kalibrasyon tarihini beklemeden ara kontrol yapmamız gerekti. İç denetim yaklaşmıştı ve riske girmek istemedik. Kontrol sonucunda mikrometrenin tolerans sınırına dayandığını, bazı ölçümlerde ise sınır dışına çıktığını gördük. O an şunu fark ettim: Eğer sadece takvime bağlı kalsaydık, aylarca hatalı ölçüm yapmaya devam eder hatalı parça üretimi yapardık. Kalibrasyonun yapılmış olması, cihazın yıl boyunca doğru ölçtüğü anlamına gelmiyordu.
Aynı işletmede iki aynı model kumpas vardı; biri laboratuvarda nadiren kullanılıyor, diğeri üretimde gün boyu çalışıyordu. İkisini de yılda bir kalibre etmek mantıklı değildi. Kullanım sıklığı, ortam şartları, ölçümün kritikliği ve geçmiş kalibrasyon sonuçları periyodu doğrudan etkiliyordu. Bu olaydan sonra yoğun kullanılan ekipmanların periyotlarını kısalttık, stabil çalışan bazı ekipmanlarda ise kontrollü şekilde uzatma yaptık.
Özellikle ISO 9001 kapsamında ölçüm ekipmanlarının kontrol altında tutulması gerektiğini biliyorduk, ancak standart bize net bir süre vermiyordu. Aslında periyodu belirleme sorumluluğu tamamen bize aitti. O gün anladım ki kalibrasyon periyodu bir alışkanlık değil, risk değerlendirmesi ve veri analizine dayanan bilinçli bir karardır.
Şimdi geriye dönüp baktığımda kendime şu soruyu soruyorum: Biz gerçekten kalibrasyon periyotlarını analiz ederek mi belirliyoruz, yoksa sadece takvime bakarak içimizi mi rahatlatıyoruz?
Bir gün planlı kalibrasyon tarihini beklemeden ara kontrol yapmamız gerekti. İç denetim yaklaşmıştı ve riske girmek istemedik. Kontrol sonucunda mikrometrenin tolerans sınırına dayandığını, bazı ölçümlerde ise sınır dışına çıktığını gördük. O an şunu fark ettim: Eğer sadece takvime bağlı kalsaydık, aylarca hatalı ölçüm yapmaya devam eder hatalı parça üretimi yapardık. Kalibrasyonun yapılmış olması, cihazın yıl boyunca doğru ölçtüğü anlamına gelmiyordu.
Aynı işletmede iki aynı model kumpas vardı; biri laboratuvarda nadiren kullanılıyor, diğeri üretimde gün boyu çalışıyordu. İkisini de yılda bir kalibre etmek mantıklı değildi. Kullanım sıklığı, ortam şartları, ölçümün kritikliği ve geçmiş kalibrasyon sonuçları periyodu doğrudan etkiliyordu. Bu olaydan sonra yoğun kullanılan ekipmanların periyotlarını kısalttık, stabil çalışan bazı ekipmanlarda ise kontrollü şekilde uzatma yaptık.
Özellikle ISO 9001 kapsamında ölçüm ekipmanlarının kontrol altında tutulması gerektiğini biliyorduk, ancak standart bize net bir süre vermiyordu. Aslında periyodu belirleme sorumluluğu tamamen bize aitti. O gün anladım ki kalibrasyon periyodu bir alışkanlık değil, risk değerlendirmesi ve veri analizine dayanan bilinçli bir karardır.
Şimdi geriye dönüp baktığımda kendime şu soruyu soruyorum: Biz gerçekten kalibrasyon periyotlarını analiz ederek mi belirliyoruz, yoksa sadece takvime bakarak içimizi mi rahatlatıyoruz?

